Sayfalar

16 Mart 2011 Çarşamba

İLHAM

Bazen bir yaprak düşer dalından,ilham perileri kanat çırpar etrafında,gömleğinin sol cebinden kalemini ve ceketinin iç cebinden kağıdını bir çırpıda çıkarır dökersin dizeleri ardı ardına.Nasıl oldu bilmezsin.Ama aslında bu bir tesadüf değildir.Kalbin o kadar doludur ki birileriyle.Öylesine hükmetmiştir ki o kalbine.Ve ona kalbinin kendisiyle dolu olduğunu söylememişsindir.İşte o kalbin içindekiler yukarı doğru çıkar çıkar çıkar ve gelir dilin ucunda durur.Dil öylesine hassas bir organdır ki hakikaten insanı vezir de yapar rezil de.İşte sen rezil olma korkusunu vezir olabilme güzelliğine tercih etmişsindir uzun süredir.O kalp öylesine isyandadır ki.Rahatlat beni artık diye bas bas bağırır sana.Ama beynin o emri vermemiştir,vermiyordur.Ve dilinin ucundakiler seni sürekli nefes darlığı çekmeye,güçlükle yutkunmaya ve acıya yönlendirir.Sen o kelimeleri dilinden dökmedikçe acın artar.Tam da bu acıları yaşarken,bir eylül akşamüstünde atmışındır kendini Beyoğlu sokaklarına.Yalnız yürüyebileceğin bir cadde ve kadrajına girebilecek uzaklıktaki denizle birlikte yürürsün uzun süre.O anda düşer meşhur yaprak yere…İşte ilham böyle bir anda gelir insanın yüreğine.Bunun bir tesadüf olmadığıysa sanırım gayet anlaşılmıştır.Aşktır insana o dizeleri yazdıran.İlhamsa aşk kavramını kullanmaktan dahi çekinen şahsiyetlerin yegane dayanağıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder